← →

'Engin Ardıç Gibi Kalemlere Dur!'

Akşam Gazetesi yazarı Nagehan Alçı, Engin Ardıç gibi kalemlere dur demek için çağrı yaptı

'Engin Ardıç Gibi Kalemlere Dur!'
PAYLAŞ

Biraz daha Engin Ardıç

Perşembe günü Engin Ardıç'ın eski 'vukuatları'ndan sadece birkaçını sıraladım. Onun nefret söyleminin ucu bucağı olmadığına üstelik kullandığı faşizan dil ve saldırgan üslubunun medyamızda 'özgürlükçü' ve 'liberal' olarak yutturulabildiğine dikkat çektim. Ama birçok örneği yer darlığından veremedim bile. Bugün onların içinden yalnızca bir tanesini seçtim. Zaten okuyunca daha fazlasına ihtiyaç duymayacaksınız. Bu ülkenin medya sisteminin hangi kafaları nerelere getirdiğini görüp 'artık yeter!' diyeceksiniz...

***
Yıl 2003. Ercan Arıklı bir otobüsün altında kalarak feci şekilde can veriyor. O dönem Ardıç, Star gazetesinde. Arıklı ile zamanında bir dargınlık yaşamış ve ölen arkadaşının ardından şunları yazıyor:
' ... Şimdi onun bolca parasından uzun süre çöplenmiş bir sürü serseri, onunla yatmış ve iyi becerilmiş bir sürü kaşarlı orospu ona övgüler düzeceklerdir. Haklıdırlar. Vaktiyle onları hayli memnun etmişti... Biz kavgalıydık... Bana büyük haksızlık etmiş, haksız yere beni işten kovmuştu... Ama o bana bir kazık attı, ben de ona öyle bir yanıt verdim, öyle bir kazık soktum ki ölünceye kadar çıkaramadı. Öldükten sonra da çıkarabilmiş değil! ...Eh, 'evrenin ulu mimarı da onu 'dul kadının oğluna' attığı kazıktan dolayı kelek bir ölümle cezalandırdı işte, lüks arabası ve özel şoförü olmadan abdesthaneye gitmeyen adamı caddede karşıdan karşıya geçerken halk otobüsünün altında bırakarak... Merak etmiyor değilim, acaba diğer kazıkçılık ortakları nasıl ölecekler? Hatırlıyor musun Ercan, beni kovduğunda bir yıl önce verdiğin ikramiyeyi nasıl taksit taksit geri almıştın?.. Şimdi milyonlarca dolarını kefeninin ya da cesedinin neresine sokacaksın acaba? ...'

Böyle bir nefret kusması, kin boşalması, intikam zehri karşısında sizleri, hem tüm vicdan sahibi gazetecileri hem de okuyucuları ortak bir platform oluşturmaya çağırıyorum: İçleri nefretten kaskatı olmuş, kibirli, insanı sevmeyen, sevmediği için de insanların eşitliğine inanmayan ve bu nedenle demokrasi kelimesini ağızlarına bile almamaları gereken isimlere 'dur' diyelim artık! Ama bunu ülkedeki saçma sapan kamplaşmalar üzerinden yapmayalım.

Bu kamplaşmaları aşmak için bazı gazetecilerin cevaplamasını istediğim sorular var:
- Engin Ardıç gibi bir yazara 'O benim köşe yazarlığındaki pirimdir, ustamdır' diyen Ahmet Kekeç neden şu son rezalette herkesten önce tavır almadı?
- Engin Ardıç'a gösterilen tepkilere 'ne güzel' diyen Ahmet Hakan, neden Soner Yalçın ve Oda TVnin ırkçı nefret suçlarına karşı aynı hiddetle tepki göstermedi? Neden 'Çıkarlarım için ben de bu kirli yayınlara bulaştım, o sitede ben de yalan ve iftira yazılar yazdım. Şimdi utanıyorum ve herkesten özür diliyorum' demedi?
- Neden kendi köşesinde Ardıç'a karşı haklı tepkisini ifade eden Sırrı Süreyya Önder kendi gazetesinde başbakanı otoriter diye eleştirirken Fidel Castro gibi totaliter bir diktatöre övgüler düzen zihniyete de aynı tepkiyi göstermedi?
Bu soruların yanıtlanması şart. 'Kamp kayırmacılığı' devam ettikçe medyanın pisliği temizlenmeyecek...

Akşam, Nagehan Alçı

Yayın Zamanı : 6 Mart Pazar 2011 20:55

KULİS

TELEVİZYON

İNTERNET-MOBİL

RÖPORTAJ


GAZETE BAŞLIKLARI