Yeni nesil teknolojilerle hızla yaygınlaşan sosyal medya mecraları kişiler arası iletişimin yanı sıra yöneten yönetilen ilişkilerinde de yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Türkiye’de de 7’den 77’ye herkesin kullandığı sosyal medya, şimdiye kadar ulaşılamayan tüm makam ve mevkilere de anlık dilek ve şikayette bulunma imkanı sağlamasıyla gücüne güç katıyor.
Öyle ki, Libya’da 2011 Şubat ayında Kaddafi karşıtı ayaklanmamın başlamasından sonra sosyal paylaşım sitelerinde çok sayıda gruplar oluşturulmuş ve ayaklanma için yardım çağrıları yapılmıştı. Bunun neticesinde de 42 yıllık Liderlerini devirmelerinde sosyal medyanın da katkısı vardı.
Sosyal medyanın iletişim açısından gerçek devrimi ise en ulaşılmaz kişilere bile bir mesaj uzakta olunması. Cumhurbaşkanı’na, Milletvekillerine, Şarkıcılara, Yazarlara ulaşmak eskisi sosyal medya sayesinde eskisi kadar zor değil. Herhangi bir olayda tepkiler rahatça dile getirilebiliyor. Örneğin; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Twitter’dan halkın sorularını yanıtlıyor ve yurt dışı seyahatlerindeki izlenimlerini paylaşıyor. Twitter’ı en çok kullanan siyasetçilerden biri de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek. Gökçek, düzenli bir Twitter kullanıcısı ve her fırsat bulduğunda takipçileri için sık sık 'Twitter yemeği" düzenliyor. Bu sayede halkla daha iç içe oluyor ve halkın sorunlarını dinliyor. Spor Bakanı Suat Kılıç da Twitter kullanıcıları arasında. Kendisine Twitter'dan ulaşan ve "Çok üşüyoruz, kaloriferlerimiz yanmıyor" diye yardım isteyen bir öğrencinin sorununu kısa bir sürede çözmüştü.
Sosyal medya sağladığı avantajlar kadar, oluşturduğu cepheler açısından da büyük önem arz ediyor. Kurumsal kimlik ve lansmanlar için de sıklıkla kullanılan sosyal medya bazen de küçük krizlerin başlamasına da neden olabiliyor. Kişi, kurum ve markalara yönelik tepki hareketleri şimdiden şirket ve şahısların korkulu rüyası haline gelmiş durumda. Bazı yaşananlar, Spor Bakanı Suat Kılıç ve öğrenci arasında geçen bu diyalog gibi mutlu sonla bitmiyor. Buna, yakın zamanda tepki alan şirketlerden biri olan Borusan Holding'i örnek verebiliriz. İddiaya göre Kanal 24’te ‘Araba Sevdası’ adlı programın sunucusu Burcu Çetinkaya’ya Borusan Holding tarafından 100 bin Euro ve 2 adet Mini marka aracı kullanma hakkı veriliyor. Fakat birden sponsorluk anlaşmasının iptal olduğu, sebep olarak da başörtülü bir kadınla program yapması olduğu söyleniyor. Bu olay sosyal medyada duyulur duyulmaz şirkete tepkiler yağıyor ve olay böylece sosyal medya krizine dönüşüyor.
Ulaşılmazlığı bitiren Twitter, bazı ünlüler için irtifa kaybı olarak görülüyor. Bu yüzden ulaşılmazlıklarını korumak adına, dünyada benzerleri olduğu gibi Türkiye’de de Twitter veya Facebook hesabı açmayan ünlüler bulunuyor. Ünlü olmayıp takipçi sayısı binlerce olan, fakat isimlerini gizleyenler de var. Onlara ‘gizli ünlü’ de denebilir.
Şirketlerin açtığı hesaplar da kullanıcılarına sosyal medya üzerinden çeşitli fırsatlar sunuyor. Fakat bazen müşterilerini memnun edemeyen şirketler için sosyal medya bir tehlike haline de gelebiliyor. Uzmanlar, özellikle yanlış strateji kullanan şirketlerin, iş süreçlerini daha doğru bir şekilde yönlendirmeleri gerektiği uyarısında bulunuyor.
Sosyal medyayı kullanan ünlülerden bazıları ise gerek yazdıklarıyla gerekse verdikleri pozla gündemde kalıyor. Hilal Cebeci, verdiği çıplak pozlarla en çok konuşulan tanınmış simalardan biri. Cebeci’nin yanı sıra Erol Köse de verdiği dedikodularla en çok takip edilen ünlüler arasında yer alıyor.
Örneklerde olduğu gibi, aslında sosyal medya doğru kullanılınca sihirli bir değnek gibi, ama en ufak bir yanlışta günah keçisi ilan edilmek kaçınılmaz..