Altan'ın Avrupa'da "şişine şişine" gezmesine Başbakan engel olmuş...
Nasıl derseniz, buyrun ALP Dağları üstünden geçerken kaleme aldığı yazıya bir gözatalım;
"Zürih Havaalanı'nda bir gazeteyi bizim paramızla on liraya satıyorlar ve beni şaşırtan bir biçimde dolar kabul etmiyorlar. (...) Hazır bu kadar yukarılardan uçarken, milliyetçi duygularımızı da okşayacak bir duygumu da söyleyivereyim; geçtiğim havaalanları bizim İstanbul havaalanlarının yanında köy havaalanı gibi kalıyor.
Şu kısaca "rejim" dediğimiz İttihat Terakki ürünü çarpık yapımız olmasa, halkın bir bölümünün ikinci sınıf kabul edildiği bir sistem oluşturmasak, eşitliği kabul etmemek için savaşı tercih eden bir saçmalığımız bulunmasa, son zamanlardaki atılımlarımız, krizden etkilenmeyen neredeyse tek ülke olmamız, sürekli zenginleşmemiz, Avrupa'nın "Avrupa'nın hasta adamı" olduğu bir dönemde bizim "güçlenmemiz," bize gerçekten de çok güvenli ve zevkli bir hayat yaşatacak. Osmanlı çöktüğünden beri çok özlediğimiz kibrimize ve dünyaya tepeden bakma arzumuza kavuşacağız.
TADINI ÇIKARAMIYORUZ
Türkiye'nin ve hükümetinin dünya starı olmasına bir parmak kala AKP iktidarının birdenbire her çözümü sertlikte arayan bir şaşkınlığa yuvarlanması, insanın yaban ellerde son başarılarla keyiflenmesine elvermiyor, Türkiye'yle ilgili kimle konuşsanız "İşler niye böyle kötü gidiyor, ne oldu birdenbire" diye soruyor.
ŞİŞİNE ŞİŞİNE DOLAŞACAKTIK AMA
Ne olduğunu ben bilmiyorum ki başkalarına anlatabileyim, "Korktular herhalde" diyorum, "ya da başkanlık hayali Erdoğan'ın zihnini darmaduman etti, içinde bulunduğumuz vaziyeti göremiyor." Hadi hazır şu milliyetçilik şerbetinden tatmışken bir yudum daha alayım; bu Türkiye'ye üzülmelerinde gizli bir sevinç de hissediyorum gibi geldi bana doğrusu; Başbakan'a da şürekâsına da bir kere daha öfkelendim, ahir ömrümüzde yabancı diyarlarda şöyle bir şişine şişine dolaşacaktık ki ani bir manevrayla her şeyi berbat ettiler.