← →
  • 0

    Azeri Sanatçı Günel'e 9 Ay Hapis

  • 0

    Cansu Dere'nin İkinci Cem Hüsranı!

  • 0

    Can Bonomo'yu Ailesi İzleyemeyecek!

  • 0

    Burak Avrupa'yı Salladı

  • 0

    Gökmen Özdenak'tan Büyük Gaf

  • 0

    Eurovision'da Rus Nineler Finalde

  • 0

    Erol Köse'den 'Deniz Seki' Yorumu

  • 0

    Gırgır TSK'yı Sarıkla Vurdu

  • 0

    Deniz Seki'ye 6 Yıl Hapis

Şike Operasyonunun Perde Arkası

Gazeteciler Emrullah Erdinç ve Özkan Tamirak'ın yazdığı 'Ne Şike Bitti Ne Sevdam' isimli kitapta 'Şike Operasyonu'nun perde arkası Herkes konuştu; sıra Türkiye'nin konuştuğu operasyonu yapan polislerde...

Şike Operasyonunun Perde Arkası
PAYLAŞ

Türk futbolunu sarsan Şike Operasyonu kitap oldu. Gazeteciler Emrullah Erdinç ve Özkan Tamirak'ın yazdığı 'Ne Şike Bitti Ne Sevdam' isimli kitapta polisin 2010 yılının Kasım ayında başlayan ilk çalışmasından 3 Temmuz'daki operasyon gününe kadar yaşananlar anlatılıyor.

Türk futbolu, 3 Temmuz 2011 günü düzenlenen şok operasyonlarla güne uyandı. Aralarında Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Trabzonspor Başkanı Sadri Şener, Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz, TFF eski Başkanı Mahmut Özgener, BJK Teknik Direktörü Tayfur Havutçu, Yöneticiler Serdar Adalı, Şekip Mosturoğlu, İlhan Ekşioğlu, Cemil Turan futbolcular İbrahim Akın, Mehmet Yıldız, Emmanuel Emenike, İskender Alın, Korcan Çelikay, Ümit Karan gibi Türk futbolunun en ünlü isimleri gözaltına alındı. Birçok ismin de bilgisine başvuruldu. Soruşturma savcısı Mehmet Berk, 93 kişi hakkında iddianame hazırladı.
Her şey 2010 yılının Kasım ayında başlamıştı. Teknik takiple şüpheliler arasındaki zincirleri açan İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürlüğü polisleri sekiz ay boyunca, Türk futbolunun patronlarını takip etti. Operasyon, aylardır Türkiye'nin gündemini meşgul ediyor. Peki, polis ilk bulgulara nasıl ulaştı? Şüphelileri nasıl izledi? Takipler sırasında neler yaşandı? Futbolun patronları son model otomobillerle gezerken polis onları kiralık araçlarla nasıl izledi? Emniyetin nezaretinde neler oldu? Hastanede Aziz Yıldırım'ı gören şüpheli ne yaptı? Operasyon için nikahını erteleyen komiser kim? Gazeteciler Emrullah Erdinç ve Özkan Tamirak tarafından kaleme alınan ve Alfa Yayınları'ndan çıkan 422 sayfalık 'Ne Şike Bitti Ne Sevdam' isimli kitapta, şike operasyonuna ilişkin tüm detaylar bulunuyor. Herkes konuştu, bir şeyler söyledi. Sadece polisler suskundu. Onlar da bu kitapta konuştular. İşte polislerin yaşadığı çarpıcı hikayelerden biri...


Emrullah Erdinç / ATV Haber Muhabiri

- Bugüne kadar kimse arka planıyla ilgilenmemişti ana konunun, siz neden böyle bir yol tercih ettiniz?
Gazetecilik dürtüsüyle hareket ettik çünkü ikimiz de zaten farklı kurumlarda aynı işi yapan insanlardık. Emniyet koridorlarında şike soruşturması başladığı günden beri, biz bu soruşturmanın ana merkezinde, en yakın takip eden iki kişiydik ve orada tanık olduğumuz olayların bir kısmını çalıştığımız kurumlarda haber olarak yapabildik. Ama işin perde arkasını süre ve sayfa sıkıntısı nedeniyle çok büyük bir şekilde çalıştığımız kurumlara yansıtamıyoruz.
- Polisleri ikna etmek zor oldu mu?
Evet, zordu. Bu polisler hala mafyayla mücadele ediyorlar, o yüzden isimlerinin gizli tutulması kaydıyla konuştular. Biz de kitapta İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nden Sorumlu Emniyet Müdürü Mutlu Ekizoğlu ve Organize Şube Müdürü Nazmi Ardıç dışındakileri kod isim vererek konuşturduk.
- Polisler bu yaşanan süreçtekileri anlatırken zorluk çektiler mi?
Elbette zorlandığımız anlar oldu, çünkü polisler bu zamana kadar hep soru sormaya alışmışlardı. İlk kez bir başkası tarafından sorulan sorulara cevap vermeleri gerekti. Yani bir nevi onları biz sorguya çekiyorduk.
- Kitabı hazırlarken sizi en çok şaşırtan ne oldu?
Sokaktaki adam bile telefonunun dinlendiğini düşünürken önemli noktalardaki kişilerin her şeyi açık açık konuşması bizi en çok şaşırtan şey oldu. Hatta bir telefon konuşması vardı şüphelilerden biri arkadaşına suç unsuru bir konuşma yaparken, 'Ya belki birisi bizi dinliyordur, İngilizce konuşalım' diyerek İngilizce konuşmaya başlamışlardı ama unuttukları bir şey vardı dinleme yapan polisler de İngilizce biliyordu.
- Kitabınıza taraftar tepkisi nasıl?
Şu ana kadar gelen tepkiler olumlu. Fenerbahçe cephesinden bazı eleştiriler geliyor ama çok ağır eleştiriler değil. Bizim istediğimiz, Fenerbahçeliler önce kitabı okusun sonra şike yapılıp yapılmadığına kendileri karar versin. Burada asıl olan, Aziz Yıldırım büyük bir işadamıdır, büyük bir spor adamıdır ama Fenerbahçe camiası daha büyük camiadır. Bu ikisinin ayrılması gerekir. Fenerbahçe taraftarı da büyük bir taraftar olduğunu bu süreçte takımlarına sahip çıkarak gösterdi.
- Fenerbahçe'nin en çok eleştirdiği şey önceki dönemlerde de şike yapıldığı iddiası...
Bence de şike üzerindeki zamanaşımını kaldırılmalı ve geçmiş dönemler de araştırılmalı. Bu da Türk futbolu adına, Federasyon'un görevidir. 
- Polisler operasyon boyunca tanınmamak için kılıktan kılığa girdiler, operasyonun başlangıç aşamasından sonuna kadar toplam kaç polis görev yaptı?
Toplamda 100. Bunlardan 20'si kadın ve takipler sırasında çok lüks restoranlara gittiler, pahalı kıyafetler aldılar ve pahalı arabalara binerek takip ettikleri kişilerin standartlarında yaşadılar.

Özkan Tamirak /AKŞAM Gazetesi İstihbarat Müdürü

Taksicden sızan bilgi!
- Neden bu operasyonlar ligin bitmesinin hemen ardından ve 12 Haziran Seçimleri'nden önce yapılmadı?

En çok tartışılan konulardan biri bu. Polis 8 ay teknik ve fiziki takip yaptı ama soruşturması hala bitmemişti. Ellerindeki bilgiye göre bazı şüpheliler, ligin bitmesinin ardından vaat edilen şike parasını alacaktı. O yüzden operasyon hemen yapılamadı.
- Operasyon nasıl sızdı?
Kitapta yer alan en ilginç anekdotlardan biri de bu. Soruşturmayı bilen bir polis memuru, maç muhabbeti yaptığı Fenerbahçeli taksici arkadaşına 'Kupanızı alırız' diye bir espri yapıyor. Taksici de Şekip Mosturoğlu'nun kız kardeşi Şebnem Mosturoğlu'nu tanıdığı için arabada geçen muhabbeti ona anlatıyor. Şekip Mosturoğlu hemen Kumbağ'a giderek o polisle görüşerek bilgiler alıyor. Tabii bu trafik dinlemeye takılınca köstebeğin kim olduğu da belli oldu. O polis görevden alındı.
- Bir daha şikeye cesaret edebilirler mi?
3 Temmuz'da başlayan deprem hala sürüyor. Ben uzun yıllar kimsenin bırakın yapmayı şikeyi aklından bile geçirebileceğine inanmıyorum.
- Kitabın adı neden 'Ne Şike Bitti Ne Sevdam'?
Takımları, futbol izleyicisinin en büyük aşkı, sevdası. Özellikle Fenerbahçeliler bu süreçte takımlarına hiç olmadıkları kadar sevdalandılar. Müthiş destek oldular. Şike yaptıklarına asla inanmıyorlar. Tabii bir de soruşturmayı yürüten Komiser İlker'in Banu'ya duyduğu büyük aşk...
- Bu operasyonlardan sonra futboldan bir soğuma oldu mu?
Tabii ki her büyük depremin ardından hasarlar ağır olur. Şike operasyonu futbol severin zihninde hasar bıraktı. Ancak Türkiye'de futbola olan kitlesel sevgi bu şokun kısa sürede atlatılmasını sağladı. Bunun örneğini hafta arası yapılan maçlarda statların dolu olmasından anlıyoruz.

KİTAPTAN...
POLİSLERİ GAZETECİ SANDILAR  / Tarih 21 Haziran 2011

Üç gündür Komiser İlker ve ekibi Sivas'ta kamp kurmuş halde bekliyorlardı. Polislerin Sivas'a gelmesinin nedeni Aziz Yıldırım'dı. Fenerbahçe'nin şampiyon olmasından sonra Yıldırım, ilk kez Sivas'a geliyordu. Polisler de her ihtimali değerlendirmek için Sivas'ta Aziz Yıldırım'ı adım adım takipteydi. Her geldiğinde olduğu gibi Aziz Yıldırım, yine Büyük Otel'de konaklıyordu. Otelin hemen karşısında bulunan simitçi de polislerin mekanı haline gelmişti. Üst katta bulunan camekanlı bölümde pusuya yatan Veysel ve Mahmut, bir kadının üst kata çıktığını fark ettiler. Polisler gelen kadının simitçide çalışan görevli olduğunu düşündüler. Veysel, otelin birkaç kare fotoğrafını çekti. Görüntü almasının nedeni Aziz Yıldırım'ın camda görünmesiydi. Restorandaki kadının oralı olmadığını gören Mahmut, 'Kardeş bize iki çay ve iki simit getir' diyerek duyabileceği ses tonuyla kadına seslendi. Polisler çaylarının gelmediğini görünce, biraz kızmış gözlerle tekrar kadına baktıklarında durumu fark ettiler. Kadın, bir masaya oturmuş çayını yudumluyordu. Yani iki polis gibi, kadın da restorana müşteri olarak gelmişti. Veysel ile Mahmut kadından özür dilediler. İki polisin söylediklerini duymamış gibi yapan kadın, 'Şimdi size iki çay ve iki simit getireceğim' diyerek gülümsedi. Devamında da hangi gazeteden geldiklerini sordu. Polisler şaşırmıştı ama uzatmadan bir cevap vermeleri de gerekiyordu. O yüzden de bir gazetenin adını söyleyerek kadını gönderdiler. İki dakika sonra da kadın istediklerini getirdi. Polis durumdan memnundu. En azından kimlikleri deşifre olmamıştı. Ertesi gün Yıldırım, Sivas Paşabahçe Mesire alanında Vali, Emniyet Müdürü ve Garnizon Komutanı ile birlikte görüşme yapacaktı. Veysel ve Mahmut'ta, Aziz Yıldırım'ın peşine takılarak uzaktan görüntü almaya devam ediyorlardı. Konuşmalar yapılmış sıra fotoğraf çekimine gelmişti. Yerel gazeteciler Aziz Yıldırım ile devlet erkanının görüntüsünü alırken, uzaktan da polisler çekim yapıyordu. Birden Veysel, Aziz Yıldırım ile aynı karede olanlardan birisinin kendilerine işaret yaptığını fark etti. İki polis Aziz Yıldırım'ı takip ettiklerinin fark edildiğini düşünüyordu. Uzaktan el sallayan kadın, Sivas Valisi ile birlikte polislerin yanına geldi. Vali elini uzatarak iki polise, 'İlimize hoş geldiniz' dedi. Veysel ile Mahmut şaşkındı. Valinin arkasındaki kadın, bir akşam önce çay istedikleri kadındı. Valilikte çalışıyordu. Vali'ye, Veysel ile Mahmut'un, İstanbul'dan gelen gazeteciler olduğunu söylemişti. Misafirperver Vali de gazeteci sandığı iki polisin toplu fotoğraf çekiminde yer almasını istedi. Vali'nin isteğini kabul eden iki polis, tam da Aziz Yıldırım'ın yanında durarak hatıra fotoğrafı çektirdiler.

AKŞAM

Yayın Zamanı : 12 Şubat Pazar 2012 07:07

KULİS

TELEVİZYON

İNTERNET-MOBİL

GAZETE


RÖPORTAJ BAŞLIKLARI